Derinlerimde

Didem Madak – Çatlakların Arasında

08.09.2018
121
Didem Madak – Çatlakların Arasında

ÇATLAKLARIN ARASINDA

Çatlak topuklarını sergileyen kadınlara

Yanardağlıktan emekli olduktan sonra
Gel zaman git zaman şiir ithafkârı olmuştum.
Zamana emir verdim.
Ona dedim ki: Gel zaman!
Zamana emir verdim
Ona dedim ki: Git zaman!
On emri bile olmayan bir yanardağ eskisini kim dinlerdi.
Kurdun kanundaydım
Uyuyan güzelin rüyasında sayıklama
Kedinin çizmesi söz konusuydu
Ve kanlı yollar belirmesi kollarımda.
Serbest değildim, yasaklanmış da.
Lavlarımın akmasından korkarak ağlamadım
Yüzümde oluşacak haritayı silemezdim bir daha.
Herkes bir daha derdi, bir daha ağla
Bis yap derlerdi. El çırparlardı. Tempo tutarlardı
Ağla. Ağla. Ağla…
Ağlamadım.
Ağlamayan kadına teşvik fonundan kredi vermiyorlardı bile
Bol zamanlı yağlı katmerler bile ısırmışlığı yoktu
Kalemi ağzına sıkıştırıp şöyle kıçını sallamışlığı
Sonra çok üzülmüşçesine tuvalette ağlamışlığı
Kırmızı maşrapa suratlarından sızan suyu
Ağlamak sanarak kutsamışlığı bile…
Yoktu.
Bu sadece bir bardak biradır
Hayır o biradır.
Hayır sadece bir bardak biradır.
Hayır o biradır.
İnadın meyhanesine müdavimdi
Ne var, derdi yağır olmuş peşkiri ile inat Ne var!
Çok kurulanmış elleri çatlak
Çatlakların arasında, çatlakların arasında…
Ne var!
Yer fıstığı yerine gül fıstığı yer
Fıstıklar deri değiştiriyor derdi kabuklarını soyarken
Fıstıklar usanmıştı bir gül, bir yılan olmaktan
Birayı yalnızca bir bardak bira olarak göremez, şairlik ederdi.
Bir geyik kolunu masaya dayamış izliyordu
Toynakları kirliydi av mı avcı mı diye sormaktan
Bira göbekli bir geyikti.
Ve biranın sadece bir bardak bira olarak kabulünden yanaydı
Yarısı yenmiş kafamın ucundan biten güllere baktı.
Güllerin renklerini de kafamın yarısıyla bir yemiştim.
Gülobur bir harami gibi, gül yaprağından harmanilerimle
Kafa yiyen bir eşkıya olarak
Saklayacak bir yerim yoktu ganimetlerimi
Karanlık şiirlerden başka
Kardeşim sevgilime mektup yazdı
Bir yıldız gibi kayıp gitmesinden korkuyorum diye
Yıldızımın sivri uçlarını törpülüyordum ben o sıra
Kullanılmayan tabut kapaklarıyla.
Asaletimin pankartını taşırken yakalandığımda
Arsızca sırıttım.
Yarısı yenmiş aklımdan biten gülleri koparıp onlara attım.
Onlar şiir, şiir diye koşup kapıştılar
Bence şiir değillerdi bile, benim bir şiirim hiç olmamıştı
Onlar güldüler bir kere, güldüler bin kere güldüler
Kocam kardeşime mektup yazdı
Bence yapacak diye!
Ne yapacağım diyordum
Ne yapacağım diyerek, durmadan bunu söyleyerek.
Günahlarımı çıkarıp ceplerimi ters yüz etmiştim çoktan.
Dil çıkaran bir cesetmiş diyerek sanki hayat
Kendime karşı büyük taarruzun son gününde
Güneşten bir ışın kılıcı koparıp savaştım.
Benim diyerek, kılıcım zannederek…
Yarısı yenmiş aklımın
Kalan yarısı çileden çıkmış
Habire tekkeye odun taşıyordu.
Ölür şimdi diyerek. Ölür zannederek.
Meselem neydi Müslüm Baba?
Ne babam sordu bu soruyu bana
Ha babam
25 kere estağfurullah…
Bankamatiğimin şifresi oldu sonra.
Açıklanmış şifreleri kullanma
Sayın Mudimiz. açıklanmış. şifreleri sakın! Kullanma!
Aynaya bakma, dağılırsın!
Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma
Alınırsın!
Şak şuka şak şuka şak şuka şaka da şukaaaaaaaaaaaaaa.
Bay Keltoş “devrim için savaşmış, yaralanmış ve hapis yatmıştı”
O göbeğinde dümbelek çalan bir adamdı.

 

Didem Madak – Çatlakların Arasında

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.